Trajikomik Bir Trafik Kazası !!

 Sevgili Okurlarım!

 

Bugün size yine, Türkiye’de başımdan geçen traji-komik bir olayı anlatacağım. Neden bu tip olaylar Almanya’da olmuyor da Türkiye’ye her gittiğimizde başımızdan geçiyor diyorsanız, sanırım bunun cevabını da kolayca verebilirsiniz. Ülkemiz insanının herşeye  boş vericiliği mi, bazen anlaşılmaz hoş görüsü mü,  aşırı kurnazlığı mı diyeyim bir sürü fark var işte.  Aziz Nesin gibi dünyaca tanınmış bir yazar bile  Almanya’da yaşasaydı o harika eserlerini yaratamazdı diye düşünüyorum. Aşağıda yazdıklarımı okuyunca bana hak vereceksiniz.

 

Yine tatilimizi geçirmek için İstanbul’a geldiğimiz bir yıl idi., Anne tarafım (!) Kalamış’ta oturdukları için, İstanbul’a yani şehir merkezine hep arabalı vapurlarla inebiliyorduk. O tarihlerde Boğaziçi köprüsü proje halinde bile değildi.

 

Sabahları Üsküdar’dan  Kabataş’a , akşamları da Kabataş’tan Üsküdar’a gidip geliyor   yani aslında tatil günlerimizi araba vapuru kuyruklarında geçiriyorduk.

 

Bir gün hemen hemen bütün aile efradımı Eyüp Sultan’a götürmek  istedim, neden diye sorarsanız, sadece meraktan!  Arabamızın şimdi vosvos denilen ufak bir   kâfer olduğunu da ilave edeyim.

 

Çocukların küçük olmaları dolayısıyla ancak  6 kişi (!)  evet 6 kişi içine sığışabildik. Kabataş vapur iskelesine kadar çok neşeli idik, fakat olanlar ondan sonra oldu işte.. Arabalı vapurdan çıkarken, biletimi uzatmış memura vermek isterken, yabancı bir araba sağ çamurluğuma çarptı, geri vitese takıp biraz  geri gitti sonra gelip bir daha çarptı. Herkes gibi bizde şaşırdık o anda,  fakat arabalıdan hemen çıkmamız gerekiyordu, onun için hemen çıkıp bir kenara arabaları parkettik.  Çarpan arabadaki hemen,’ ağbi kusura bakma ne zararın varsa ödiyeyim’ dedi. Ben bir benim arabaya birde öbür arabaya baktım, öbür araba da benimki gibi Alman plakalı değil mi. Kardeşim dedim bu senin  sigortanın halledeceği bir  iş,  gel şurda duran polisten bir kağıt alalım, iş hallolsun. Bana şimdi para mara vermene de gerek yok.  Ah keşke demez olaydım,  neden derseniz,  anlatıyorum şimdi.

 

Orada vazifeli polis ‘ bu iş benim işim değil, Karaköy’deki Voyvoda Karakoluna gideceksiniz ‘ dedi. Bu arada arabalıdan çıkarken bileti verdiğim memur, yanımıza geldi, ‘ ağbi, amma da dikkatsiz bir herifmiş yahu,  sana nasıl çarptı gördüm istersen beni şahit yaz dedi. O anda bunu çok önemsemedim, bana çarpan adama da ‘ hadi karakola gidiyoruz, , orada bir protokol tuttururuz sonra sen sağ ben selamet ‘dedim.

 

Ben önde o arkada Karaköy’de ki o çok meşhur karakola geldik. Bu arada çocuklar  yolda arabanın peşimizden gelip gelmediğini büyük bir merak ve heyecanla takip ediyorlar , bana bilgi veriyorlar ama aslında   onlara bir eğlence çıkmış gibi görünüyor, hayatlarından memnunlar!!

 

Karakola giriyorum, komiser bey diyorum, anlatmaya başlıyorum, şöyle şöyle  bir kaza oldu, bana çarpan araba Alman plakalı,  dolayısıyla  bana bu olayla ilgili bir belge yazar verirseniz veya bir protokol tutarsanız  ben orada bu işi halledebilirim diyorum, hafif de gülümseyerek,.

 

Komiser veya memur bey, bilemiyorum biri işte, ‘ kardeşim burada bu işler senin dediğin gibi gitmez, buranın kanunları farklıdır, hatta biliyormusun senin altındaki arabayı bile istersek elinden alırız ‘ diyor, şaşırıyorum. Hem senin suçsuz olduğunu nereden bilelim bunu bilirkişi ancak tespit edebilir deyince de bana çarpan arabanın şöförü de, tabii  birde onlar  görsün, karar versin  demez mi?.  Sonra yine polislerden biri, bak buraya tatile gelmişsin, şimdi böyle şeylerle uğraşma, zamanına yazık, bize de iş çıkarma, aranızda anlaşın. Sonra eğer bu iş, bizim daktiloya bir girerse resmiyet kazanır bir daha çıkaramazsın ve günlerin heba olur gider,  geçenlerde  senin gibi biri, vazgeçtim bu işten, uğraşmak istemiyorum artık, dedi,  dedi ama geç kalmıştı, tatili heba oldu gitti.

 

Ben hem şaşırmış hem  de biraz sinirlenmiştim. Memur bey dedim, bu adam bana çarptı sonra geri geri  gitti  geldi bir daha çarptı, yani ben şimdi , ‘kardeşim, iyi ettin çarptın hadi  sana iyi yolculuklar dilerim,  güle güle mi’ diyeyim, ‘ne olursa olsun başıma geleceklere  razıyım’ dedim. Bu arada bana çarpan ,’ ağbiler arabamda çok yağ var Almanya’ya götürmek istiyordum, eriyecekler diye korkuyorum’ diye yağının derdine düşmüş, ben enayi yerine konmak istemiyorum, işte  böyle bir durumdayız ikimiz yani!!

 

Bu arada memur çekmeceden mühür gibi, bir şey çıkardı,’ siz istediniz ne yapayım, hem  kollarınızı biraz  uzatın  bakayım ‘dedi. Önce ben ,sonra bana çarpan., kolumuzun içine mühürlü damgayı yedik. Yuvarlak kırmızı bir damga,, çok kolay kolayda çıkmadı günlerce  kolumdan. Okunmuyor ama , TC. Cumhuriyeti Voyvoda Karakolu Karaköy filan yazıyor herhalde.  Bu damgayı, polis baskınlarından sonra  uygunsuz vaziyetde yakalanan bazı kadınlara da vururlar ve muayeneye böyle sevkederlermiş.!’ Herhalde yolda başkalarıyla karışmasınlar diye. Sonra hadi bakalım, Şimdi Sultanahmet’deki Adliye‘ye alkol muayenesine gideceksiniz ‘  demez mi ?  Dışarı çıkıp damgalanmış halimi bizimkilere gösterince hepsi de buna gülmezler mi, buna daha da bozuldum ya aslında, neyse!

 

 

Hadi bakalım düştük mü yollara  yine. Galata köprüsünü geçtik, Eminönü’ nü geçtik, çarpan araba da arkamızda, çocuklar zaten pür dikkat ,  gözden kaçırmamak için, tam Sirkeci garının  önüne  geldik arkadan bizim malum araba bana bir daha çarpmaz mı? Ben biraz da sinirli arabadan fırlıyorum ve arkadaki arabaya gidiyorum, adama bir sürü şeyler söylüyorum, ellerimi kollarımı da aça aça,  yahu ‘sabahtan beri gidip gelip çarpıyorsun,nedir senden çektiğim yahu, bıktım falan filan!!.ama, bizim arkadaş sinmiş hiç sesi çıkmıyor hatta kafasını hiç oynatmıyor bana bakmıyor sadece önüne bakıyor. Yanımızdaki bir otobüsün içindekilerde bizi  seyrediyor,  geçmişimizi bilmedikleri içinde vay be herife bak be, helal olsun amma erkek herifmiş filan diyorlar herhalde benim için..

 

Neyse Babıali  yokuşu, Sultanahmet Adliyesi  ve vardığımızda öğlen paydosu.  Ben arabamızın içindekilerin gününü daha fazla heba etmemek için hepsini azat ediyorum ve muayene için sıraya giriyorum. Öğleden sonra nihayet  alkol muayenesini yapan doktor elindeki imkanlar çerçevesinde muayenemizi şöyle yapıyor. ‘ Yaklaşın, bana yaklaşın, başınızı bana doğru  eğin, olayı anlatın’ diyor ve burnunu ağzımıza çok yaklaştırıyor, bir şeylere benzetmek istemiyorum ama kokluyor bizi açıkçası  ve alkolsüz olduğumuza kanaat getirip kağıtları imzalıyor.

 

Karaköy’deki karakola dönüyoruz. Memurlar bizi unutmuşlar  gibi, biri bana birden  ‘ yahu sana çarptıklarında gören oldu herhalde, şahit olacak birini bulabilirmisin?  diyor, bende o anda  iskeledeki  memuru hatırlıyorum,’ getirebilirmisin’  diyor,’ hala oradaysa bir deneyeyim’ diyorum. Bu arada arabadaki hasarı tespit edecek trafik polis arabasının o caddeden tesadüfen geçmesi beklendiğini de ilave edeyim, henüz cep telefon devrine daha çok var. Polisin telsizini de böyle ufak tefek işler  için kullanmıyorlar. Araba geçerken durduracağız, derdimizi anlatacağız!!. Fakat bu caddeden oldukça sık geçerlermiş, merak etme diyorlar!.

 

 

Ben Kabataş iskelesine dönüyorum, aradığım memur mesaisini bitirmiş tam gitmek üzere, şansım var o anda.   Beni hatırlıyor ve ‘ne oldu’ diye soruyor, anlatıyorum, ricamı kırmıyor ve benimle karakola geliyor.

 

 

Karakola şahitle gelmem birdenbire bana puan kazandırıyor ve bana çarpan adama, yahu bak haksızmışsın niye bize iş çıkarıyorsun, bu işi uzatıyorsun, , adamın, yani benim ,’ dediğini yap, yazdığı bir kağıda suçlu olduğunu imzala bu iş bitsin’ diyorlar. Artık yağların erime korkusundan mı, yoksa polislerin baskısından mı , adam benim orada acele acele yazdığım kağıdı imzalıyor ve ben sanki bir zafer kazanmışım gibi göğsüm kabarık  ve ancak akşam geç saatlerde eve dönüyorum.

 

Sonra nemi oldu?.  Hasar zaten büyük değildi, o şekilde  Almanya’ya döndük, uzun zamanda öyle kullandım arabayı,  sonra satmak istediğimde,  komşumuz bir Volkswagen satış müdürü o benim yazdığım, komik kağıtla tamirini sigortaya yaptırdı iş halloldu sonunda!

Bir daha da  Eyüp Sultan’a ailece gitmek kısmet olmadı, onu da ilave edeyim.

Hoşçakalın.

 

Tuncay Özverim

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *