KIZGIN KAZAKLARIN MEKTUBU!

 

repın. mektup

 

sultanın mektubu

sultana cevap

Sevgili Okurlarım, yeniden merhaba!

Bugün sizinle eski deyimle içimde ukde kalmış yani yıllardır unutamadığım bir olayı paylaşmak istiyorum. Anlatacağım olayın için de bir sergi ziyareti, bir bale gösterisi bir saygısızlık ve netice de bir art düşünce var, anlatıyorum.

Yıllar önce Dortmund’da Ostwall Müzesinde Rus Ressamların büyük bir sergisi açılmıştı. Sergideki en güzel en büyük tabloda meşhur Rus ressamı İlya Repin‘in ki idi. Tablo, bir Pazar yerinde mektup yazan bir köylünün çevresinde Saporov Kosak’larının kümelendiği bir sahneyi canlandırıyor ve aynı zamanda bu topluluğun da çok aşırı neşeli olduğunu gösteriyordu.

Saporov Kozakları, Rusya’nın güneyinde , Ukrayna bölgesinde ,bağımsızlıklarına çok düşkün , hiçbir yabancı gücün boyunduruğu altına girmek istemeyen, hep isyankar, sert karakterli ve çoğunluğunu köylülerin oluşturduğu bir topluluktur. Tablodaki neşeli hallerinin de sebebi, aşağıda içeriğini anlatacağım, bir Türk Sultanına hakaret dolu bir mektubun yazılışından aldıkları keyif idi.

Müzede, tablonun yanında, mektubun içeriğini de anlatan bir broşür vardı, alıp okuyabiliyordunuz. Mektup, hani yakası açılmadık küfürler tabiri vardır ya tam onun gibi ağıza zor alınabilecek küfürlerle dolu idi. Fakat bu küfürler ayrıca oldukça değişik, hiç duyulmamış ve oldukça da esprili idiler,

Efsaneye göre, Kazaklar bu mektubu Sultan’ın kendilerine yazdıkları bir mektuba cevap olarak kaleme almışlar. Kazakları kızdıran ve onları cevap vermeye zorlayan Sultan’ın mektubunu da yazımın sonuna ilave edeceğim.

Benim o gün orda okuduğum almanca mektubu da ayrıca yazımın sonunda okuyabilirsiniz. Bunu almanca bilen meraklı okurların bilgilerine de sunmak istiyorum, bazen insanın ağzı bozulursa (!) neler neler çıkabilirmiş !!, öğrenelim diye..

Bu zengin argo edebiyatını (!) ben İstanbul’da Tophane’de bile (bir ara oralı olmuş idim ) duymamış, görmemiştim. Bilirsiniz, orası külhanbeylisi, berduşu, tulumbacısı ile meşhurdu bir zamanlar.

Rusçadan almanca’ya tercüme edilmiş bu mektubun şimdi de orijinalini merak ediyorum, sebebi, orijinalinde daha esprili bir dil kullanıldığını tahmin ediyor olmam. Internet de bulduğum, bu mektubun türkçe tercümesini de yazımın sonuna ilave edeceğim, eksiklerine rağmen yine de oldukça bilgi veriyor(!).

Anlatılana göre Sultan 4. Mehmet’e yazılan bu mektup tan etkilenen Repin’de bu meşhur tablosunu (1880-1891 yılları arasında ) tam 11 yıl içinde tamamlamış. Dortmund’daki sergiden sonra bu tabloyu yıllar sonra St. Petersburg’daki Ermitage müzesinde de tekrar görmüştüm, insan tablonun önünden birden bire tablonun içine giriyor, kendisini o kazak köylülerin arasında hissediyor, yani anlatılamayacak kadar canlı bir tablo.

Geleyim bale gösterisine.: Rus’ların dünyaca meşhur bir bale topluluğu vardır, Moissejew Bale topluluğu. İstanbul’da yazın tatil yaptığımız bir yıl, Açıkhava tiyatrosunda bu topluluğun gösterisine gitmiştik. Tıka basa dolu, beş binden fazla İstanbul’lu ya bir bale şöleni sunmuşlardı, harika idiler. Temsilin son sahnesinde de Rus köylülerinin, köy hayatını anlatan danslarının sonunda birdenbire o Repin’in tablosu oluşturuldu, o tablo bütün sahneyi doldurdu, dondu, durdu, dakikalarca, önümüzde ve evet o beş bin kişi elleri parçalanırcasına bu son sahneyi tekrar tekrar alkışladılar. Alkışlar üzerine son bölüm tekrar edildi ve dansın sonunda o tablo yine önümüzde canlandırıldı, kaldı uzun bir zaman. Yine bitmeyen alkışlar, alkışlar, alkışlar.

Şimdi soruyorum:, size hakaret içeren bir olayı ( mektup ve tablo ), içeriğini bilmemeniz dolayısıyla size gösterip sizden alkış almak, saygısızlık değil midir.? Ben tesadüfen, tabloyu gördüğüm ve mektubun içeriğini bildiğim için ne kadar çok üzülmüştüm o gün. Böyle dostluk gösterisi mi olurmuş diye.

Almanya’ya döndükten sonra evimizde ağırladığımız bir başkonsolos’a Rahmetli Haluk Afra B. e bunu anlatmıştım, kendisi Dışişlerine bunu bildireceğini söylemişti. Benim ricam şu olmuştu. Rus resmi makamlarına diyelim ki, biz bu tablo’yu ve mektubun içeriğini biliyoruz, fakat ev sahibi olarak sizi yine alkışlamak nezaketini gösterdik, ilerde bizi kıracak, üzecek, gururumuzu incitecek bu gibi gösterileri bize tekrar sunmayın, istemiyoruz.

Hoşçakalın.

Dr. Tuncay Özverim

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *