Denemeler 1

DENEMELER 1 !!

Sevgili Dostlar !!

Dortmund’ da yeni yayına giren bir gazeteye bir şeyler yazmaya başladıktan sonra, o güne kadar kendimde, farkına varmadığım bir tarafımı keşfettim. Uzun yıllardır başımdan geçenleri başkalarına anlatmaya, paylaşmaya büyük bir arzum varmış meğer. Mesela, güzel bir romanı okuduktan sonra, bazen de bir filmi çok beğenince veya etkilendiğim bir sergiden çıkarken ama bilhassa da harika bir konserden sonra, içimde biriken o heyecanı, neler neler hissettiklerimi muhakkak birileri ile paylaşmak ve bu eserler üzerine konuşmak istermişim.

Bazen evde beni etkileyen bazı müzik parçalarını misafirlerime birazda zorlayarak dinletmeye uğraşırdım. Ama her zaman beklediğim reaksiyonları da görmezdim. Benim o eserde duyduklarımı, aldığım o hazzı neden alamadılar diye de biraz bozulurdum. Yine de beni etkileyen, sevindiren, heyecanlandıran bu sanat eserlerinin içindekileri kendi yorumumla sanırım, oldukça da naif bir şekilde anlatmaya çalışırdım. Büyük bir ilgi ile dinlediklerine de pek şahit olmadım. Belki de bu yüzden, kağıda dökülen ve kalıcı olduğunu bildiğim bu yazılar bana bir rahatlama hissi veriyor , gizli gizli sevindiriyor, oh işte yinede sizlere bir şeyler anlatabildim ya dedirtiyor.

Yalnız bu paylaşma arzumun bir de psikolojik bir tarafı var galiba, oda ne derseniz, sanıyorum bu karakterimle ilgili.

Şimdi analize başlıyoruz:. Kültürlü bir baba ve ağabeyin yanında onlardan aşağı kalmak istemeyen bir çocuğun onlara yetişebilmek için aşırı merakı, her şeyi öğrenme arzusu, bazen de onlara bak bende bunları biliyorum diyebilme çabası. İşte hayat felsefemin çok kısa bir özeti!. Ayrıca yaşamımda kendim için olmazsa olmaz dediğim ve bu yüzden yine kendim için gerekli duyduklarımı bilhassa Nazım Hikmet’in yaşadım diyebilmek için adlı şiirinde de buluyorum, bunu da ilave edeyim. Şiirin tamamını okursanız anlatmak istediklerimin nasıl, anlatılmaz güzellikte ifade edildiğini de görebilirsiniz.

Neden bazı şeylere başkalarını ortak etmek istediğimi de bir iki misalle, nasıl derler, izninizle anlatmak istiyorum.

Bir müzik parçasını ele alalım, mesela Mozart’ın yazdığı bir parça olsun. Evvela komponistin hayatını düşünüyorum, sonra bu parçayı neden, nerede, kim için yazmış, onu öğrenmek istiyorum. Bestelediği eserle anlatmak istediğini, kendisi de kaleme almış açıklamış mı veya bir müzikolog bizi bilgilendirmiş mi?. Bunları bilirsek zenginleşmez mi dinlediğimiz eser ve müzik dünyamız?

Bunu sanıyorum Çaykovski’ nin 6. Pathetik senfonisini misal göstererek daha iyi anlatabileceğim. Senfoninin ilk çalınışında, konserin sonunda Çaykovski’nin yanına gelen Rimski Korsakof, sen bir şeyler anlatmak istemişsin ama tam anlıyamadım deyince Çaykovski’nin cevabı ‘’ birkaç gün sonra anlarsın’’ olmuş. Bilindiği gibi, Çaykovski konserden bir hafta kadar sonra da, Neva nehrinin mikroplu sularını içerek intihar etmiş. Biz bu senfoninin bilhassa sonunda, 4. kısmında hayata veda edişini anlatmak istediğini bilir ve müziği öyle dinlersek, alacağımız zevkin çok daha fazla olacağı ortada değil midir.

Bir misalde Hector Berlioz’un Fantastik Senfonisi. Leonard Bernstein’ın , Berlioz’un bu eserde sadece büyük ve ümitsiz bir aşkını anlatmak istediğini ve bunu defalarca, eser içinde farklı şekillerde tekrar ettiğini (ideefixe), bunu bizlere bir tv. serisi (Joungpeople’ concerts) içinde anlatmasından sonra, eseri daha farklı dinlediğimi, eserin benim için daha zenginleştiğini tahmin edebilirsiniz artık.

Ancak bir İstanbul Kitap Fuarında değerli Müzikolog Evin İlyasoğlu hanıma bunu sorduğumda, beni doğruladı fakat arkadan beni şaşırtan şu bilgileri de verdi.
Sevgili Hector Berlioz o aşık olduğu opera sanatçısı ile sonra beraber olmuş hatta bir müddet sonra da evlenmişler. Fakat o büyük aşk zamanla sönmüş, kaybolmuş ve bilhassa opera sanatçısı hanım, üzüntüden depressiyonlara bile girmiş, talihsiz bir hayatı olmuş.

Sizlere anlatmak istediğim, işte böyle detayları da bilerek, öğrenerek herhangi bir sanat eserinden daha fazla bir haz alabilmektir. Bunları da biraz merakla biraz da tesadüfle öğrendimse ve sizlerle bunu da paylaşmak istiyorsam, fena mı yani…

Hoşçakalın!!

Dr. Tuncay Özverim

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *